Merhaba. Ailesi çiftçilikten gelen biri olarak ben de bi şeyler yazayım. Düşüncen, hayallerin çok güzel ama uygulaması çok zor. Bi kere 18 dönüm geçimini sağlamak için çok az. 180 dönüm olsaydı da sen yetersiz kalırdın. İster istemez yine sisteme dahil olurdun.
Yalnız yaşamak düşüncesi hepimizin aklından geçen, okuyunca iç çektiğimiz bi haslet. Kim istemez ki şehrin o keşmekeşinden, bitmiş insanlıktan, gündemden uzak yaşamayı? Ama maalesef son 15 yıldır tarım ve hayvancılık politikası insanları köyden şehre göçe zorlamak üzerine. Arpa, Buğday para etmiyor etmiyor etmiyor. İnsanlara bunu söyleyince "hadi Canım zarar etse niye eksin" deyip inanmıyorlar. Zarar edeceğini bile bile sırf ata toprağı boş kalmasın, elimizden başka iş gelmiyor diye yapıyorlar. En karlısı pancar ekmek olur onu da tek başına yapman mümkün değil. Sağdan soldan adam bulup yapsan da en fazla el ele baş başa çıkarsın.
Birikimin ya da desteğin varsa 18 dönüme yapabileceğin en güzel şey güzel bir ev, geniş ve modern bir ahır ve kalan kısma yemyeşil bir bahçe. Sadece cevize yönelme, arkadaşın da dediği gibi çok değil beş seneye kadar cevizi yarı fiyatına göreceğiz. Zaten şu anda bile eskiye göre ucuz diye görüyorum. Bahçe senin sebze meyve ve yakacak ihtiyacını karşılar. Artısı elbette olacaktır. Mesela en basit aklıma gelen: dört dönüm bağ diksen Baharın yaprağından, yazın üzümünden, güzün de budanmış çubuklarından, kışın şarabından faydalanırsın. Bu dört dönümlük bağa da 2.5 metre arayla istediğin meyveyi dik.
Asıl geçim kaynağın hayvancılık olmalı. Küçükbaş cins hayvanlara yöneltebilirsin. 20 tane tavuk, 10 tane koyun senin aylığını asgari ücrete denk getirecektir. Üstelik Ev kiran, doğal gazın ve su paran yok ki bu bence gayet güzel para. Küçükbaşın en güzel yanı da şu: çobanlık. İnsanın kendini geliştirebileceği en güzel meslek ne deseler çobanlık derim. Yapmayan bilemez. Düşünmeye, okumaya, bi şeylerle uğraşmaya o kadar çok vaktin oluyor ki bi süre sonra kendini aşıyorsun. Tarihe baktığımızda bile peygamberlerin, düşünürlerin, filozofların yolunun mutlaka çobanlıktan geçtiğini görüyoruz.
Dediğim gibi uygulaması zor bi yaşam tarzı ve o kaçtığın Sistemin dışına çıkabilmek en büyük dişliden en küçük parçaya kadar çok çok zor. Bi şekilde entegre etmeye çalışıyorlar sürekli. Şu anda Türkiye'deki köyleri gez, %90'ı ziraat bankası, Denizbank ve tarım kredi kooperatiflerine borçlu. Tarlayı tapanı geçtim hayvanlarına kadar ipotekli durumdalar. Yolda gördüğün köy giyimli kasketli dayıyı çevir cebinden mutlaka 5 bin lira limitli başakkart, üreticikart, çiftçikart vb. zımbırtılar çıkar. Bunlardan uzak kalabildiğin müddetçe Mutlu olacaksın emin ol.
İyi şanslar.
0